Bi kaç kez dünyaya gelsem her ömrümde full çalışsam yemeden içmeden biriktirdiğimle böyle bir ev alabilir miyim? I ıh! Gözüm de yok zaten temizliği zor olur bunun.
Aha! Yine yolculuk.
Yeni yıl selfisi de mi çekmiyek?
He.
Ertan Kardeşimle mahallemizin maçına da mı gitmiyek @goztepe
@atakansatiroglu @kuyuyapim Ne zaman?: çok yakında Nerede?: ben de bilmiyorum. gününüz şahane olsun😘
Özledik laaan!😍
Aday olmaya karar verdim ve hemmen koşup -adaylığın olmazsa olmazı- fakir bi aileyle iftar fotosu çektirdim. Evet Ramazan gelmedi ama olsun rakiplerimden önce davrandım.😎 @sinemsahin4018 @amir_hossein_rad1985 @rokacafekahvalti
Evet tamamen reklam amaçlı bir paylaşımdır. Keşke herkes okusa. Yüreğine sağlık @murathanmunganresmi
İstanbul İstanbul olalı böyle zulüm görmedi
Museviler müslümanları öldürürken, müslümanlar musevileri öldürürken, dinler ve tabiyetler birbirine nefret kusarken başta silah satıcıları olmak üzere tüm sermaye sahipleri bu ölümler üzerinden ellerini ovuşturarak kâr-zarar hesabı yapıyorlar.
#rock #cabare #beyoglu #taksim
1976 yılının bir sonbahar sabahı Anıtkabir’in 300 500 metre yakınındaki evimden yine Anıtkabir’in 300 500 metre yakınında tahsil hayatımın başladığı Zübeyde Hanım Anaokulu’na gittiğimde farklı bir gün olduğunu farketmiştim. Evde bir şeyler konuşulmuştu ama demek pek sallamamışım, okulda anlamıştım o günün özel bir gün olduğunu, milli içerikli bir tören vardı. Ben de daha önceki bir milli törenden aklımda kalan marşın sözlerini uygulayarak -Türk cocuklarıı Türk çocuklarıı Gözler ileri başlar yuukarıı- çenem karşıyı gösterecek şekilde dimdik durup göğsümü olabildiğince kabartıp tören sonuna kadar öyle durmuştum ama bir tuhaflık vardı, herkesten farklı duruyordum. Arada garipseyen bakışlar dışında sağ olsunlar ne arkadaşlarım ne öğretmenlerim beni bozmamışlardı. Sonradan o günün bir yas günü olması sebebiyle öyle baston yutmuş gibi değil boynu bükük durulması gerektiğini ögrendiğimde bayağı utanmıştım fakat bir kaç yıl sonra yönetenler tarafından o günün bir yas değil bir anma günü olduğuna, o gün her günkünden daha dimdik ayakta olmamız gerektiğine karar verildi. Yani teknik olarak aslında ben doğru durmuştum ama tarih yanlıştı. Takip eden yıllarda da her başa gelen, Atatürk’ü ve O’na karşı nasıl duygular beslememiz gerektiğini kafasına göre yorumladı ve uyguladı, uygulattı. Kimi çok sevdi kimi eleştirdi. Ama kimse ölçüsünü tutturamadı. O’nu kimse salt insan olarak değerlendirmedi; sevenler tanrılaştırdı, sevmeyenler iyice çirkinleşip bir nefret objesi haline getirdi. Ama her kesim ortak bir noktada birleşiyordu, O’nun resminin basılı olduğu ve üzerinde merkez bankasının mührü bulunan kâğıtları cebinde taşımayı herkes çok seviyordu. Ben doğduğum coğrafya (Ankara) ve sınıfsal kimlik (bürokrat çocuğu) itibarıyla kendisine müteşekkir olanlardan, saygıyla ananlardanım yalan yok Cumhuriyetin bu topluma kazandırdıkları inkâr edilemez ve ben bu kazanımlardan en çok istifade edenlerdenim. Ama bu beni istifade edemeyenlerle empati kurmaktan alıkoymaz, koymamalı. Ben yine ve her zaman o rakıyı ve beyaz leblebiyi, “Vardar Ovası” türküsünü ve batı medeniyetini seven akıllı ve yakışıklı adamı saygı ve muhabbetle anıyorum.