İnsanın nefes aldığı her an, kendini yeniden var edebilmesi mümkündür. Bu durum, fark edebilene; fark edip uygulayabilene muhteşem bir armağandır. 💕 Yaş, imkanlar ve imkansızlıklar aslında sadece bizi yapamayacağımıza inandıran engellerden birkaçıdır. 💕 Bu engellere teslim olan hayatta mutlaka türlü başka zorluklarla sınanıyor gördüğüm. 💕 Senin kendini geliştirmen için yaşını, imkansızlıklarını engel görüp adım atmadığın noktada hayat sana yine kendini aslında geliştirmen için atmadığın adımın yerine geçecek başka deneyimler yaşatıyor. 💕 Demem o ki kolay hayat yok! Öğrenme öyle yata yata ya da hiç risk almadan eyleme geçmeden pek olmuyor. Meşhur konfor alanından çıkıp eylemde bulunmadığın sürece de hiçbir kurtarıcı hayatına girip de her şeyi tam da senin istediğin gibi değiştirmiyor. 💕 Ama yüzleşme ve tanışma cesaretinde bulunursan herkesin bir kurtarıcısı var hayatta. 💕 Nerede bulurum o kurtarıcıyı diyorsanız hemen en yakınınızdaki aynaya koşun! 💕 İşte o göz göze geldiğiniz kişi dışında oturup da kurtarıcı beklemeyin. 💕 P.S. Bu kadar yalnız mıyız yani diyorsanız şunu da eklemeliyim ki siz o aynadaki ile el ele verip yola çıktığınızda yani EYLEM’e geçtiğinizde hayatınızı kolaylaştıran, amaca giderken sizi arkanızdan bazen iterek bazen elinizden tutup çekerek bazen de düştüğünüzde elinizden tutup kaldırarak bazen ise alkışlayarak bazen ise yuhalayarak yardım eden çok insanla karşılaşacaksınız! Yani yalnız olmayacaksınız! Ama eyleme geçmezseniz o ilk adımları atmazsanız kimse gelip eylemsiz durduğunuz yerden sizi çıkarmayacak. 💕 O zaman oturun ve önce eylem planınızı belirleyin, sonra da harekete geçin. Yaşım geçti, imkanım yok bahanelerinin sizi olduğunuz yere mıhlamasına izin vermeyin. 💕 Kolay olmayacak ama mümkün olduğunu göreceksiniz.
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Yıllarca hiç bulamamıştım ama sonunda 4 yapraklı yoncayı buldum.(kaydırıp siz de görebilirsiniz) 🧿 Abimin aniden gencecik yaşta hayattan kopması, pandemi ile evlerimize kapanmamız üzerine deprem felaketinde memleketimin yerle bir olması derken hayat çok da iyi gitmiyordu. 🧿 Psikolojik olarak çok karanlık günlerdi her birimiz için. Ateş düştüğü yeri yakardı ama bu sefer ateş çok büyük bir yere hem de peş peşe düşmüştü. 🧿 Tam o karanlık zamanlarda, başımı kaldırıp gülmeye, biriyle göz göze gelmeye çok da mecalim yokken, başım önümde yürürken ve belki de evrenden her şeyin iyi olacağına dair içsel bir mesaj beklerken gördüm onu. 4 yapraklıydı! İnanamadım! 🧿 Eğildim, bazen başka yoncanın yaprağı sanki o yoncanın 4.yaprağı gibi durur, elimle kontrol ettim. Hayır, 4 ü de aynı yoncanındı. Uzun zamandan sonra ilk kez yüzüm güldü. 🧿 Oturdum onlarca dakika sevdim onu. Fotoğraflarını videolarını çektim. 🧿 Sonra tabi sevdiğim herkese gösterdim fotoğraflarını, videosunu. Gösterdiğim herkes “nerde şimdi, nereye koydun, kitap arasına koysaydın” gibi cümleler kurdu. 🥺 Oysa ben koparmayı gerçekten bir an bile düşünmedim. Koparmadım ki dediğimde herkes şaşırdı. Neden koparmadın dediler? 🧿 Bu soruyu ben de onlarla beraber sordum kendime. Öncelikle ben kopmuş çiçek sevmem. Kimseye kopmuş çiçek almam. Saksıda alırım hediye için alıyorsam da. Bana alınmasını da sevmem. Bana ceset hediye ediliyor gibi gelir çocukluğumdan beri. 🧿 Yoncayı da koparmayı onu öldürmek olarak algıladığım için muhtemelen aklımdan bile geçirmemişimdir. Herkes koparıyor gibi bir bahaneye de sığınanmam ben. Ben önce kendi eylemlerimden sorumluyum. Herkes yapıyor diye yapmadım hiçbir şeyi. 🧿 Yani hem yaşama hakkını almamak hem de başkaları da onu bulsun, mutlu olsun diye koparmadığımı anladım. 🧿 Paylaşmayı da çok severim ben. Benden sonrakileri düşünmeyi de… Belki benden sonra kaç kişi daha buldu, mutlu oldu diye düşünürüm. Elbette benden sonra bulan hemen koparmış da olabilir ama belki de o da benim gibi koparmamıştır. 🤷♀️ En azından ben koparmadım. 🧿 Vazoda çiçek gördüğümde hüzünle onlara dokunur öperim. Vedalaşırım yani. Kopmuş çiçek bana ölümü anımsatır çünkü. #çiçek #dörtyapraklıyonca
Thank you myself… 🎓💕🙏🏻🧿
Eğitim sistemi günümüz gerçeklerini artık taşımıyor. 🧿 Sanayi toplumuna işçi yetiştirmek için kurulan okul sistemi artık RADİKAL değişiklikler yaşamak zorunda. 🧿 Çocukların tek tipleştirilmeye çalışıldığı atıl model miadını doldurdu. 🧿 Çocuklara üstelik her biri tek tip bir çocuk gibi dayatılan müfredatın ne kadarını EZBERLEDİĞİ ni ölçerek derecelendirilen başarı sisteminin kimseye hayrı yok. 🧿 Çocukların gözlerinin içine bakan, oradaki kıvılcımları keşfeden, o kıvılcımlardan alevler çıkmasını sağlayan bir bakış açısına geçmek zorundayız. 🧿 Geçmişi sözde başarılarla dolu mutsuz bir yetişkinle, alışagelmiş başarısı olmadığı halde mutlu hayat süren diğer yetişkin arasındaki en büyük fark (başka faktörlerde var elbette ama bence en önemlisi) birinin kendini tanımasına fırsat veren en az 1 yetişkinle, onu kabul eden bir çevrede büyümesidir. 🧿 Toplumsal dayatmalar, sistemsel önermeler yığını içinde kendini kaybeden, sadece dış motivasyonla sistemin istediğini veren çocuk er-geç mutsuz olmaya mahkumdur. 💕 Çünkü kimse yoktur ki kendini tanımadan, kendini keşfetmeden mutlu olmayı başarabilsin. Çocuğun kendini keşfinde bir yetişkin rehberliğine mutlak ihtiyacı vardır. 🧿 Bu yüzden hep diyorum, yine diyeceğim. “Çocuklarınızın müfredatın neresinde olduklarına değil, gözlerinin içine bakın” oradaki, o kendiliğinden var olan neşe kayıpsa, tüm sınavlarda derece bile alsa vay halimize… 🧿 Yetişkinliğinde o çocuksu neşesini kaybetmeyen herkes kendi hikayesinin, potansiyelinin başarısını mutlaka bulacaktır. Buna inanın! #eğitim #okullar #müfredat #çocuk #çocukpsikoterapisi
Ergenleri rahat bırakın! Birinin artık kalkıp; bir ergen ile tartışan, ona ebeveyni olduğu iddiası ile zorbalık yapan, ondan çok daha akıllı, daha bilgili daha deneyimli olduğu sebebi ile yaptırımlar uygulayan tüm yetişkinlere bu çabanın istediğin hiçbir olumlu sonucu yaratmayacağını söylemesi gerekiyor. Kendi ergenliğiniz nasıldı bilmiyorum ama hiçbir insan kişisi yoktur ki ergenlik denen dönemde hayatında birçok değişikliği yaşamamış olsun. Ergenlik bir çocuğun durduk yere ailesine tavır alma kararı verip davranışlarını değiştirdiği bir süreç değildir! Biraz büyüdü diye kendi kendine düşünüp ailesini eleştirmeye, normalde davrandığından farklı davranmaya, dünyaya baş kaldırmaya, kendi kabuğunu kırıp dağları aşmaya bilinçli olarak karar verdiği kontrollü bir süreç de değildir. Ergenlik ikinci bir doğum gibi, bir çocuğun dünya düzeni ile aslında ilk defa baş başa kaldığını hissettiği, fiziksel olarak hormonlar başta olmak üzere pek çok kontrol edilemeyen değişimin oluştuğu özel bir süreçtir. Tüm anne, baba ve bakımverenlerden isteğim zaten kontrolsüz bir şekilde zorlanan çocuğunuzun bir yükü de siz olmayın. Bu dönemle onunla çatışmanın, olumsuz tavırlarla ona istediğinizi yaptırmaya çalışmanın, onu “sana ne oldu anlamıyorum, sen böyle bir çocuk değildin, sen iyice sapıttın, seni tanıyamıyorum.” gibi ergenlik gerçeğinin uzağında cümleler kurmanın hiçbir getirisi olmadığını, eğer çocuğunuzun bu süreci olabilecek en hafif iniş çıkışlarla geçirmesini istiyorsanız yapmanız gereken şeyin koşulsuz sevgi, anlayış ve hoşgörü barındıran bir iletişim ortamı yaratmanın sizin sorumluluğunuz olduğunu unutmamanız. Bu dönem gelmeden ergenlikle ilgili kendinizi geliştirmeniz, neyin ne olduğunu anlamanız, neden bu süreçte çocuktan beklentilerinizi değil de kendi yapabileceklerinizin üzerinde çalışmanız gerektiğini öğrenmeniz çok önemli. Ergenlere yapılan yetişkin zorbalığının farkında olalım. Sizin evde ergen var mı? Nasıl durumlar?
Bugün kendi adıma bir ilki denedik. Sayfada benim eğitimlerime abone olan ve ayda sadece 39,90 tl veren can abonelerimle seçtiğimiz ilk eğitimi gerçekleştirdik. Çocuklar ve Cinsellik konuştuk. Tüm aboneler akıllarındaki soruları sordu ben de yanıtladım. Anlatılmasında fayda olan cinsellikle ilgili çerçeveyi çizdik beraber. Önce kendi yargılarımızdan arınmamız gerektiğinin altını çizdik. Fırsat öğrenmesi nedir onu konuştuk. Katılan herkese çok teşekkür ederim. Bir takipçim bu eğitim için 39,90 çok az keşke daha yüksek olsa dedi 🤩🙏🏻 Canım kız kardeşlerim benim hak bilirler sağolsunlar. Ben de bir hesap yaptım. Bu eğitimi zoomda 1 saatlik canlı yapsaydık sanırım katılım 3000-6000tl gibi bir rakam olurdu. En düşüğünden hesaplayalım, bugün bu instagram eğitiminden 3000 tl lik bir zoom eğitiminden eksik bir şey öğrenmediğinizi düşünelim ve aslında 3000 verirdim diyorsanız dedim, 3000’ 40 a bölelim (instagram eğitimi 39,90 yani 40 tl ya) 75 yapıyor. Benim sayfama 75 ay abone kalın dedim. Düşünün hem de 75 ay boyunca anlatacağım tüm diğer bilgilere de katılmış olacaksınız. Şu an buradan gelen tüm gelirleri depreme maruz kalıp psikolojik destek yani psikoterapi alamayan canların terapi masraflarına yani @beraberiyilesecegiz e aktaracağım. Bu sebeple de çok pahalı eğitimlerle az kişiye dokunmaktansa bu mecrada çok kişiye ulaşılabilir rakamlara sürdürülebilir bilgi aktarma gayretinde olacağım. Kıssadan hisse: 1) Hemen profil sayfamdan abone olup sonra yine profil sayfamdaki ÇOCUKLAR VE CİNSELLİK yazan kanala girip tüm eğitimi okuyun. 2) Eşinize dostunuza söyleyin bu topluluğun 39,90 a üyesi olsun hem öğrensin hem de kendini yalnız hissetmesin. Biz hep buralarda olacağız ekipçe. 💕 3) Yeni eğitim başlığımız ne olsun bu postun altına yorum yazın. Sizi ve sizinle tüm bildiklerimi paylaşmayı seviyorum.
“1) Çocuklar ve Cinsellik” ilk instagram eğitimimizdi. Peşine “2) Akran Zorbalığı Eğitimi” yaptık abonelerimizle… Bu eğitimler 29 gün boyunca açık. İsteyen abone olup hemen eğitim içeriklerine ulaşabilir. Şimdi sıradaki eğitimi açıklıyorum: “3) Ergenlerle İletişim”… Soru yanıtlarda bazen yazıştık bu başlığı ama şöyle derli toplu aklınızda oturması gereken başlıkları çerçeveleyip tüm ergen anne ve babalarını (ve potansiyel ergen anne babalarını) hizalamak istiyorum. Ergenliğin ne olduğunu anlayabilirseniz çocuğunuzla kuracağınız iletişimin rengi, tonu, dozu onun gelişimine destek olacak şekle bürünecektir. 3) Ergenlerle İletişim Eğitimi ile önceki “1) Çocuklar ve Cinsellik 2) Akran Zorbalığı” Eğitimlerini edinmek ve sonraki tüm eğitimlere katılabilmek için ana sayfamdaki ABONELİK butonundan 39,90 a abone olun. Abonelerimizle her eğitime özel açtığım abone kanalımızda konunun temel çerçevesini, güncel durumu, günlük hayat yansımalarını ve genel yani en sık karşılaşılan konuları anlatıyorum. Sonra da her başlık için o konularla ilgili sadece kanaldaki abonelerime açık bir zoom buluşması yapacağım.(sınav yapacağım burda sizi 😆) Bir takipçim ile DM yazışmamızda “ben bu eğitime 3000-5000 tl verirdim, içeriğinden o kadar memnun kaldım ve 39,90 verdiğim için kendimi haksızlık yapmış gibi hissediyorum, ben nasıl daha fazla para ödeyebilirim?” dedi. 🥰🤦♀️ Ben de “3000 verirdim diyorsanız 3000 i yuvarlayalım 40 a bölelim, 75 yapıyor, en az 75 ay abonelikte kalın, ayrılmayın hem de her yeni eğitime de katılabilirsiniz.” dedim. “Ama öyle her eğitimde hep ben borçlu kalırım” dedi. “Bunun borçlusu alacaklısı yok. Abone kalmaya devam edin bana yeter.” dedim. 💕😇 Sonra da aklıma @beraberiyilesecegiz geldi,benim kurduğum bir sivil inisiyatif, yakında bu inisiyatifi Türkiye’de terapi hizmeti almaya maddi gücü yetmeyen insanların bağışlanan seansları ücretsiz alabildikleri bir yapıya dönüştürüyoruz. Eğitimlerime katılıp gördüğünüz fayda karşılığında daha fazla destek olmak isterseniz duyuracağım şekilde terapi seansı bağışlayabilirsiniz. 💕🙏🏻 Hep daha iyiye gitmekse ortak amacımız o zaman @beraberiyilesecegiz 💪🏻👏🏻🙏🏻 Abone olanlar kaleye mum diksin!
“Algı gerçekten üstündür.” diye bir söz var. 💐🙏🏻 Size ne ifade ediyor bu söz, kendi yaşam deneyimlerinizden örneklerle paylaşır mısınız?
“The sleep of reason produces monsters.” Francisco Goya “Aklın uykusu canavarlar doğurur.” Çoğumuz uykudayız. Uyku halini kişinin benliği ile kendisi arasındaki bağın kopması olarak kullanıyorum. “Kötülüğün sıradanlığı” tabirini kullanan Siyaset Bilimciliğinin ötesinde filozorluğuna hayran olduğum Hanna Arendt ile bu uyku hali konusunda çok aynı düşünüyorum. Hanna benim uyku hali dediğim şeye kişinin düşünmeden yaşaması diyor. Felsefi düşünmekten vaz geçen kişi kendinden vaz geçmiştir ve her türlü kötülüğü yapmaya hazır bir canavara dönüşür. Çünkü artık benliği yoktur, sadece ona gelen emirleri yerine getirebilir. Bu emirler bir liderin dayattığı şeyler de olabilir, kendi ilkel dürtüleri de olabilir. Felsefi düşünmeyi unutan kişi uykudadır ve bu uyku hem kişinin kendisi hem de toplum için korkutucudur. Bu bilgiler ışığında toplumdaki erkeklerin pek çoğunun kadınlardan daha derin bir uykuda olduğunu iddia ediyorum. Kendi ile benliği arasında oturup sohbet etme, sorma, sorgulama yeteneğini erkeklerin kadınlardan daha hızla kaybettiklerini ya da geriden gelerek bu bağı kurmakta kadınlara oranla daha başarısız olduklarını söyleyebiliriz. Elbette kadın cinayetlerinden yola çıkarak bu çıkarımlarda bulunuyorum. İstediği şeyi elde edemediği için bir erkeği öldüren kadına nadir rastlarken her gün bir kadının bir erkekçe katledildiği bir dünya gözlemi üzerine bu cümlelerim. Kadına şiddetin bu denli arttığı toplumlarda elbette konu sadece bireysel düşünülemez. Toplumsal bir yanlışlığın süregelmesi ve işin sosyolojik bulguları önem kazanır ancak bir yanı ile de konu yumurta tavuk ilişkisi gibidir. Tüm bunlardan yola çıkarak 12 yıldır söylediğim şeyleri tekrar etmek istiyorum. Tüm sosyolojik zorluklara rağmen, bütünün parçayı parçanın bütünü oluşturduğu bir dünyada, her birimiz evlatlarımızı yetiştirirken pek çok konuda harikalar yaratamayabiliriz ama kendisi le benliği arasında ilişki kurabilen yani düşünebilen, soran, sorgulayabilen bireyler olmalarını sağlamak en en en öncelikli başarımız olmalıdır!
Bazı hesaplar var anlamaya çalıştığım için takip ediyorum. Bazı kitaplar var 102. Baskısını yapmış ama anlattığını bilimsel bir temele oturtamıyorum ama bazılarını alıp “insanlar neyin gerçek olmasını istiyorlar da bu kadar kişi bu kitapları okuyor” diye okuyorum. 💐🙏🏻 Ben hayatım boyunca düşüncelerime yandaş olanlardan çok karşı olanları okumuşumdur. Farklı bakış ve inanışları değerli bulmuşumdur. 💐🙏🏻 Safsata dediklerimizin ise nasıl oluyor da bu kadar yayılıyor olduğuna kafayı takmışımdır. 💐🙏🏻 Şimdi şu meşhur kitaplar, milyonlara vuran takipçileri olan hesaplara kafayı taktım. Örnekle anlatayım. 💐🙏🏻 Resimlerde diz çökmüş erkek ayakta bir kadın var 30-40 tane ama biri farklı. Resimdeki farklı olanı 30 sn’de bulduysan yorumlara 💍💍 koy hayatının aşkı seni bulsun.” diyor. Aktında çokça yorum ve yüzük var. 💐🙏🏻 Dünyanın böyle yoruma imoji bırakarak gerçekleşecek düşlerle çalıştığına inanan insanları ben çok masalsı buluyorum. 😇 Gülmeyin cidden. Ne saf bir inanış. Farklı resmi bulacağım, imoji koyacağım hayatımın aşkı karşıma çıkacak. Buna inanmak çok çocuksu bir niyet değil mi? 💐🙏🏻 Bugün bu yüzüklü postu görünce, dün @masumlarapartmani nda @lostuvali7 @cigdembozali nin görsel anlatımları, oyuncuların oyunculuk şöleni ve @tipsizbelliki ile @ranamamat ın düş gücünün yansımalarını izlerken, @mervedizdar ın can verdiği Gülben nin totemleri geldi aklıma. Tam da hissettiğim o çocuksu inanç. 💐🙏🏻 Bir an için dünyanın tüm çalışma prensiplerinin aslında bu kadar basit çalıştığını düşünsek? 💐🙏🏻 Siz hangi@düşünüz için nasıl bir totem yapmak isterdiniz?
İnsanın duygu üretim merkezindeki bilinmezleri bir kenara koyarsak aslında sistem bir makineden çok farklı çalışmıyor. 🧿 Bebekliği her insan için biricik, kendine has doğuştan gelen kapasitesi, duyargaları, alıcıları olan boş bir yazılım makinesi gibi düşünürsek dünya denen düzenin içinde bizim bildiğimiz kadarı ile 5 duyu organı ile algıladığı tüm bilgiyi alma, benzerliklerine, ayrışmalarına göre klasörleme, yeni bilgiler ile ilişkilendirme, ilişkilendirdiklerinden yeni bilgiler üretme gibi işlemleri yapabilen bir yazılım gibi düşündüğümüzde, bu sistemin bir süre sonra şablonlar oluşturduğunu görüyoruz. 🧿 Ecnebinin deyimi ile “short cut” lar yaratıyor çünkü zaten kendisi hızlı gitmeyi seviyor. Benzer olaylara ve benzer durumlara daha önceden kaydettiği tepkileri, sonuçları verme eğiliminde olmamızın sebebi bu şablonları kullanmamız. 🧿 Çünkü tüm öğrenme kuramlarında olduğu gibi öğrenmenin gerçekleşebilmesi için uyaranlara ve o uyaranların zihnimizde anlamlandırılmasına ve sonrasında da bir duyguya bir düşünceye bir davranışa dönüştürülmesine ihtiyacımız var. Sonrasında ise yeni durumlarda benzerlikleri fark ederek yolu kısaltmak için kullanılmasına… 🧿 Peki ya işlevsel olmayan şablonlarımız almış başını gitmişse? 🧿 Ne mi yapar işlevsel olmayan şablonlar? (Literatürde şema da deniyor kendilerine) 🧿 Bu işlevsel olmayan şablonlar kişide günlük yaşamdaki düzene ayak uydurmakta zorluklar çıkarır. Yani psikolojik hatta sosyal pek çok sorunun temelinde işlevsel olmayan bir şemalarımızın, şablonlarımızın , düşünce kalıplarımızın, otomatik düşüncelerimizin yattığını söyleyebiliriz. 🧿 Bu işlevsellikler belli kriterlerle değerlendirildiğinde psikolojinin kutsal kitabı DSM kriterlerine de uyduğunda mevcut duruma uygun isimde bir “psikopatoloji” diyoruz. 🧿 Sizce sizin işlevsel olmayan düşünce kalıplarınız var mıdır? Bir kurcalayıp paylaşır mısınız?
İnsanın duygu üretim merkezindeki bilinmezleri bir kenara koyarsak aslında sistem bir makineden çok farklı çalışmıyor. Bebekliği kendine has kapasitesi, duyargaları, alıcıları olan boş bir yazılım makinesi gibi düşünürsek dünya denen düzenin içinde bizim bildiğimiz kadarı ile 5 duyu organı ile algıladığı tüm bilgiyi alma, benzerliklerine, ayrışmalarına göre klasörleme, yeni bilgiler ile ilişkilendirme, ilişkilendirdiklerinden yeni bilgiler üretme gibi işlemleri yapabilen bir yazılım gibi düşündüğümüzde, bu sistemin bir süre sonra şablonlar oluşturduğunu görüyoruz. Ecnebinin deyimi ile “short cut” lar yaratıyor çünkü zaten kendisi hızlı gitmeyi seviyor. Benzer olaylara ve benzer durumlara daha önceden kaydettiği tepkileri, sonuçları verme eğiliminde olmamızın sebebi bu şablonları kullanmamız. Çünkü tüm öğrenme kuramlarında olduğu gibi öğrenmenin gerçekleşebilmesi için uyaranlara ve o uyaranların zihnimizde anlamlandırılmasına ve sonrasında da bir duyguya bir düşünceye bir davranışa dönüştürülmesine ihtiyacımız var. Sonrasında ise yeni durumlarda benzerlikleri fark ederek yolu kısaltmak için kullanılmasına… Peki ya işlevsel olmayan şablonlarımız almış başını gitmişse? Ne mi yapar işlevsel olmayan şablonlar? (Literatürde şema da deniyor kendilerine) Bu işlevsel olmayan şablonlar kişide günlük yaşamdaki düzene ayak uydurmakta zorluklar çıkarır. Yani psikolojik hatta sosyal pek çok sorunun temelinde işlevsel olmayan bir şemalarımızın, şablonlarımızın , düşünce kalıplarımızın, otomatik düşüncelerimizin yattığını söyleyebiliriz. Sizce sizin işlevsel olmayan düşünce kalıbınız var mıdır? Bir kurcalayıp paylaşır mısınız?
İnsanın Fabrika Ayarları deyimini ilk @sinancanan dan duymuş ve kendi aklımdaki düşüncelerimi şahane tanımladığına ikna olup Bursa’daki kampına gitmiştim. 💐🙏🏻 Biz insanlar düşünebilen canlılarız. Bilgiden bilgi üretebilen. Ancak ürettiğimiz yeni bilgiler için genellikle bir başkasının onayına ihtiyacımız var. Çünkü aslında o düşünce onaylandığında kalıcı ve etkin hale geliyor. Onay dediğime kabul de diyebiliriz. 💐🙏🏻 Senin düşüncelerini benzer ve bazen de başka yönleri ile ayrı yaşam deneyimleri içinde düşünmüş birilerini bulunca o insanlar daha yakınında olsun istiyorsun. Onlarla karşılıklı onaylaşmak iyi geliyor ama bşr yandan da bu onaylaşma süreçleri dışarıdan yeni bilgiye kapalı hale gelirse tehlikeli gruplaşmalara sebep olabiliyor. Bu söylediklerimi küçük ölçekte kendi günlük hayatlarınızda büyük ölçekde dünya genelinde gözlemleyebilirsiniz. 💐🙏🏻 Demem o ki söz söylemek, düşünmek, düşünceden düşünceler türetmek, yorumlamak, anlamak, anlamlandırmak hepsi insana dair ve hepimizin ustalıkla yapabildiği şeyler. Özünle bağlantıya geçmeni sağlayan eylemler. 💐🙏🏻 Fabrika ayarlarımızda olan, sonradan kullanırken dünyevi sistemlerle hor kullanıp ayarını sık sık bozduğumuz eylemler. 💐🙏🏻 Siz bu eylemlere ne kadar zaman ayırıyorsunuz?
Evreni anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan insan kişileri olarak her şeyi klasörlemiş, gruplamış, birbirinden sanki bağımsızmış gibi disiplinler haline getirmişiz. 🙏🏻💐 Eğitim sistemimizde bu derslerin isimleri ile başlayıp, üniversite bölümlerinde ve akademik çalışmalarda kaşımıza çıkan disiplinleşme eğilimine oldum olsası uzağım. 🙏🏻💐 Yaşamı hep bir bütünün parçası olarak görme ve parçanın kendi dinamiklerini bütünden ari görmeme gibi bir alışkanlığım var. 🙏🏻💐 Zaten evreni incik cincik parçalara bölen bilim dünyası da akıllandı ve son dönemlerde disiplinlerarası bakabilmenin gücünü, etkisini kucaklıyor. 🙏🏻💐 Çok şükür! 🙏🏻💐 Ben bilim dünyasının bütünü bu kucaklayışını her birimizin kendi zihinlerimizde de gerçwkleşmesi gerektiğine inanıyorum. 🙏🏻💐 Kişileri olayları etiketlemeden her an her şeyin mümkün olabileceğini zihnimizde kabule açmakla başlayabiliriz. 🙏🏻💐 Ciddi laflar edenlerin önceden çizilmiş ciddiyet imajları ile dolaşmak zorunluluğu da böylece kalkmış herkes rahatlamış olur. 🙏🏻💐 Son lafım “içimden sahnelere çıkmak, şarkılar söylemek geliyor ama ben bir akademisyenim millet ne der, kariyerim mahvolur” düşünceleri ile boğuştuğuna şahit olduğum bir arkadaşıma gelsin. 🙏🏻💐 Millet ne derse desin bu dünyada kalbinizin sesini dinleyin! Her şeyi bu gale biz getirdik. Estetik ve ahlak dışında hiçbir sınır yok dünyada! 🙏🏻💐 Siz ne dersiniz? Siz sahneye çıkar mıydınız kariyerinizi zedeleceğini düşündüğünüz halde? 🙏🏻💐 Ben bazılarınızın üzerindeki ciddiyetimi kaybetme pahasına böyle fotoğraflar paylaşıyorum mesela 😃✌🏻
Yaşamı nasıl algıladığın onu nasıl yaşadığını belirler. Hepimiz doğduğumuzdan beri pek çok bilgiyi pek çok farklı bakış açıları ve çıkarsamalarla zihinlerimize kaydettik. Ortak bildiğimiz çok şey olmasına rağmen bireysel farklılıklarımız sadece fiziksel değil zihinsel olarak da çok baskın. Aynı evde büyüyen ikizlerin kişiliklerinin bebekliklerinden itibaren bambaşka olmaları buna güzel bir somut örnek. Hatta fiziksel olarak birbirine neredeyse tıpa tıp benzeyenlerde dahi açık ara bu fark gözlemlenebiliyor. Şu kesin ve yayılabilir bir bilgi ki parmak izimiz gibi hepimiz biricikiz. Peki Psikoloji’nin çok genç bir bilim olmasına rağmen ilk günden beri sorduğu kilit sorulardan birini soralım ve bugün biraz düşünelim mi? Davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve duygularımızı bu kadar birbirinden farklı kılan şey/şeyler neler? Bu şey ve şeylerin ne kadarı ve hangileri doğuştan gelenler, ne kadarı ve hangileri dünya yaşamında çevremizden öğrendiklerimiz? Başka bir çevrede doğsaydınız başka biri olur muydunuz en basiti? Siz ne düşünüyorsunuz? Nerede doğsanız ne olurdunuz?
Bugün yine yeni bir EVDEOKUL dan merhaba. 💐🙏🏻 Evde Okul @dusyeri gücü@işe hazırlanan, @milliyet_gazete ile tüm Türkiye’ye ulaşan, Türkiye’nin alanında uzman, altın kalpli uzmanlarının yer aldığı, Cuma günleri OKULÖNCESİ, pazartesi günleri ise İLKOKUL için 12 sayfadan oluşan bir müfredattır! 💐🙏🏻 Bu hafta @uzm.dr.hasanbayar @therapist.mom @irem_savci @serenakinci #gizemarikan @birnefesmasali bu şahane ekte bizimle… 💐🙏🏻 Tükenmeden bir MİLLİYET alın.
EKRANDAN DEĞİL AKRANDAN ÖĞRENİYORUZ! 💐🙏🏻 Geçen hafta başlattığımız akran yazar sayfalarımıza bu ismi @tanercagli verdi. 🙏🏻💐 🧿 Pazartesi günü EVDEOKUL İLKOKUL gazetemizde yine birbirinden eğlenceli sayfalar sizi bekliyor. 💐🙏🏻 Akrandan öğreniyoruz sayfamızda bu hafta sevgili Zeynep bizimle. 🧿 Sizin çocuğunuz da ilk orta ya da lise öğrencisi ise ilkokuldaki kardeşlerine öğretmek istediği bir konuyu HEDEF AÇIKLAMALAR VE GÖREV başlıkları altında eğlence ile anlatırsa bize [email protected] adresinden yollayabilirsiniz. 💐🙏🏻 Bu hafta şahane kitap okuma alışkanlığı sayfaları ile @dr.marilenaleana ve 💐🙏🏻 Mikro biyolojinin büyüleyici dünyası ile @prof.dr.ozgecelik bizlerle… 🧿 Pazartesi @milliyet_gazete almayı unutmayın. @dusyeri
Yarın EVDE OKUL İLKOKUL günü. 💐🙏🏻 @milliyet_gazete ile başlattığımız Çocukların Gözünden Korona ile çocuklardan gelen resimleri bu sayıdan itibaren her hafta EVDE OKUL sayfalarında. Mutlaka bakın resimlere. 💐🙏🏻 @sinancanan Birşeyi birşeyler benzetmedne tanıyabilir miyiz? soruyor. Bu soruyu geçen hafta @prof.dr.ozgecelik Evdeokul sayfasından @sinancanan a sorulmuştu. 💐🙏🏻 @ozgefozdemir tümdengelim kavramını irdeliyor. 💐🙏🏻 @uzm.dr.hasanbayar artık değerler serüvenimizde EYLEM PLANInı açıklıyor… 💐🙏🏻 @prof.dr.ozgecelik model organizmaları anlatıyor. 💐🙏🏻 Veeeee bu haftaki AKRAN YAZARIMIZ @betulsayincomtr Pİ SAYISI nı akranlarına anlatıyor. 💐🙏🏻 Yine eşi benzeri olmayan gazetemiz yarın @milliyet_gazete ile evlerinize geliyor. 💐🙏🏻 Almayı unutmayın! @dusyeri
Bu hafta EVDEOKUL okulöncesinde RENKLERİN BÜYÜLEYİCİ DÜNYASI’na giriyoruz. 💐🙏🏻 Bol bol boyama yapacağımız şahane renkli sayfalar. 💐🙏🏻 Adını ilk kez duyacağın yepyeni renkler. VAPURDUMANı diye bir renk duymuş muydun? 💐🙏🏻 Birbirinden eğlenceli kağıt kesme katlama boyama oyunları ile EVDEOKUL iyi çok eğlenceli. 💐🙏🏻 Değerli uzmanlarımızdan annelerimize babalarımıza şahane tavsiyeler de BIGÜN evde okulda.. @cinara_nuroglu #gizemarıkan @dusyeri @milliyet_gazete 💐🙏🏻 Ayrıca Çocukların gözünden Korona kamapnyası ile çocukların çizdiği korona resimlerinizi de [email protected] ye yollayabilirsiniz.