Bambu ağacının hikayesini bilir misiniz? Bir bambu ağacının filizlenip büyümesi başlı başına ilham vericidir. Bambu ağacı tohumlarını toprağa ekip sulamaya başladığınızda tam 5 sene boyunca hiçbir şey görünmez yüzeyde. 5 sene boyunca sürekli sulanmasına, toprağının havalandırılmasına rağmen filizlenmez. Pek çok insan vazgeçer yarı yolda. Olmuyor der, bıkar, pes eder. Ama eğer siz inatla sulamaya devam ederseniz 5 senenin sonunda ilk filizlerini görürsünüz. Daha da ilginci toprakta geçirdiği onca yıla inat sadece 6 hafta içinde 30 metre boya ulaşır. Hayat da böyledir ilte. Bazen ektiğiniz tohumun filizlenmesi zaman ister tıpkı bambu ağacı gibi. Emek vermeye devam eder, pes etmezseniz sonunda size bambu ağacı gibi hak ettiğinizi verir. Ama pes eder ve vaz geçerseniz hiçbir şey eşde edemezsiniz. Hayatta çoğu başarısızlık başarıya en yakın olan zamanda yapılan vazgeçişler nedeniyledir. Eğer bu yazıyı okuyorsan her ne yapıyorsan sakın vazgeçme. Bil ki eninde sonunda o hayal gerçek olacak. Oğullarıma bu sabah öğrettiğim en önemli ders bu oldu işte.
Bugün bir yaşıma daha girdim. Ve bu yaşıma kadar öğrendiğim en önemli şey sahip olunan en kıymetli şeyin zaman olduğu oldu. Düşüncesizce ve acımadan harcadığımız, yerine asla yenisini koyamadığımız tek şey. Bir günü daha geçirmiş olarak yataklarımıza girerek, birbirinden farklı olmayan günlerin içinde bize hiçbir şey katmayan şeyler yaparak, bize katkısı olmayan insanlarla zaman öldürerek geçiriyoruz çoğunlukla. Zaman öldürmek deyimi bile ne acı aslında. Sahip olunan en kıymetli şeyi böylesine yok ediyoruz işte. Oysa bize bir şeyler katan şeylerle, kendimizi bilmemizi sağlayan yolda ilerleyebilir, yaşam gözlerimizi kapamadan evvel pişmanlık denilen hazin ve korkunç duygunun yükü altında ezilmeden ayrılabiliriz bu dünyadan… Tek yapmamız gereken biraz farkında olmak. Her an ne yaptığının. Bugün yıllar önce verdiğim ve tutmaya çalıştığım sözü bir kere daha hatırlattım kendime. Bana kendimi iyi hissettiren, destek olan, ilham veren, öğreten her şeye ve herkese kucak açmaya, benden sadece alan, hiçbir ley vermeyen, zamanımı çalan, enerjimi tüketen her şey ve herkesten kaçmaya devam edeceğim. Çünkü yaşam çok güzel. Ve ne yazık ki göz açıp kapayana kadar geçiyor. Okumacak çok kitap, görülecek çok yer, sohbet edilecek çok insan, gezilecek çok müze, incelenecek çok konu var. Sevdiklerim ve sevdiğim şeyler yeter. İyi ki gelmişim bu dünyaya…
Tatil yapmayalı ne kadar uzun zaman oldu anlatamam. Benim için tatil hiçbir şeyi düşünmemek demek aslında. Ama gel gör ki özellikle çocuklardan sonra bunu başarabilmek neredeyse imkansız. Yine de rutinin dışına çıkmak, her gün yaptığın şeylerin dışında bir şeyler yapmak bile yeterli oluyor bazen…
Tatil yapmayalı ne kadar uzun zaman oldu anlatamam. Benim için tatil hiçbir şeyi düşünmemek demek aslında. Ama gel gör ki özellikle çocuklardan sonra bunu başarabilmek neredeyse imkansız. Yine de rutinin dışına çıkmak, her gün yaptığın şeylerin dışında bir şeyler yapmak bile yeterli oluyor bazen…
Tatil yapmayalı ne kadar uzun zaman oldu anlatamam. Benim için tatil hiçbir şeyi düşünmemek demek aslında. Ama gel gör ki özellikle çocuklardan sonra bunu başarabilmek neredeyse imkansız. Yine de rutinin dışına çıkmak, her gün yaptığın şeylerin dışında bir şeyler yapmak bile yeterli oluyor bazen…
Bugünlerde o kadar çok insan hayattan keyif alamadıklarını, her şeyin boş geldiğini söylüyor ki… Kendimizi bazen iyi bazen kötü hissetmemiz çok normaldir. Zira yaşamın karşımıza çıkardıkları ile mücadele ederken bu durum kaçınılmazdır. Ancak yaşanan bir zorluğu ya da engeli ıstırap haline getirmek bizim seçimimizdir. O durumla ilgili düşüncelerimiz ve bu düşüncelere tepki olarak ortaya çıkan duygularımız yaratırlar ıstırabı. O engel ya da zorluk yaşamın size dur ve bekle deme yoludur aslında. Ancak siz onu alır ve kendi başarısızlığınıza bağlar, eski anılarınızdan bir film yaratır ve zihninizde o filmi izleyip ona inanırsınız. Kendinizi başarısız, hiçbir şey yapamamış, başkaları hayallerinin peşinden koşarken yerinizde sayıyormuş gibi hissedersiniz. Oysa siz sadece zihinsel bir filme inanmış ve ona uygun davranıyorsunuzdur. Hemen kalkmalı, amacınızı belirlemeli, o amaç için bir eylem planı oluşturmalısınız. Diğer türlü günden güne içinizdeki o ışığın solduğunu görecek ve o son gün geldiğinde pişmanlık hissedeceğiniz tek duygu olacaktır. Haydi harekete geçmeye hazır mısınız?
Bugünlerde o kadar çok insan hayattan keyif alamadıklarını, her şeyin boş geldiğini söylüyor ki… Kendimizi bazen iyi bazen kötü hissetmemiz çok normaldir. Zira yaşamın karşımıza çıkardıkları ile mücadele ederken bu durum kaçınılmazdır. Ancak yaşanan bir zorluğu ya da engeli ıstırap haline getirmek bizim seçimimizdir. O durumla ilgili düşüncelerimiz ve bu düşüncelere tepki olarak ortaya çıkan duygularımız yaratırlar ıstırabı. O engel ya da zorluk yaşamın size dur ve bekle deme yoludur aslında. Ancak siz onu alır ve kendi başarısızlığınıza bağlar, eski anılarınızdan bir film yaratır ve zihninizde o filmi izleyip ona inanırsınız. Kendinizi başarısız, hiçbir şey yapamamış, başkaları hayallerinin peşinden koşarken yerinizde sayıyormuş gibi hissedersiniz. Oysa siz sadece zihinsel bir filme inanmış ve ona uygun davranıyorsunuzdur. Hemen kalkmalı, amacınızı belirlemeli, o amaç için bir eylem planı oluşturmalısınız. Diğer türlü günden güne içinizdeki o ışığın solduğunu görecek ve o son gün geldiğinde pişmanlık hissedeceğiniz tek duygu olacaktır. Haydi harekete geçmeye hazır mısınız?
Bugünlerde o kadar çok insan hayattan keyif alamadıklarını, her şeyin boş geldiğini söylüyor ki… Kendimizi bazen iyi bazen kötü hissetmemiz çok normaldir. Zira yaşamın karşımıza çıkardıkları ile mücadele ederken bu durum kaçınılmazdır. Ancak yaşanan bir zorluğu ya da engeli ıstırap haline getirmek bizim seçimimizdir. O durumla ilgili düşüncelerimiz ve bu düşüncelere tepki olarak ortaya çıkan duygularımız yaratırlar ıstırabı. O engel ya da zorluk yaşamın size dur ve bekle deme yoludur aslında. Ancak siz onu alır ve kendi başarısızlığınıza bağlar, eski anılarınızdan bir film yaratır ve zihninizde o filmi izleyip ona inanırsınız. Kendinizi başarısız, hiçbir şey yapamamış, başkaları hayallerinin peşinden koşarken yerinizde sayıyormuş gibi hissedersiniz. Oysa siz sadece zihinsel bir filme inanmış ve ona uygun davranıyorsunuzdur. Hemen kalkmalı, amacınızı belirlemeli, o amaç için bir eylem planı oluşturmalısınız. Diğer türlü günden güne içinizdeki o ışığın solduğunu görecek ve o son gün geldiğinde pişmanlık hissedeceğiniz tek duygu olacaktır. Haydi harekete geçmeye hazır mısınız?
İnsan hayatın içinde o kadar çok zorluk, engel, sıkıntı yaşıyor ki bazen içinde bulunduğu duruma isyan ediyor, o durumun onu büyüttüğünü, genişlettiğini, tekamül ettirdiğini bilmeden. Ama böyle zamanlarda bir anda kondurulan bir öpücük ile gerçek sevginin ne olduğunu hissedip yola devam etme gücü buluyor. Bu hayatta gerçekten bir çocuklar, bir de hayvanlar severler. Geri kalanların çok büyük bir çoğunluğu koşullu sevmeye programlanmıştır. Eğer belli bir şekilde olur, belli bir şekilde davranırsanız sizi severler. Diğer türlü siz sadece onların hayatında kendi kişisel tercihlerine, onlara bile ait olmayan düşüncelere uymayan uyumsuz varlıklar olarak kalır, neden sevilmediğinizi anlayamadan kendi içinizde değersizlik duygusu denilen dipsiz bir kuyu yaratırsınız ve ömrünüz o kuyunun dibine ulaşmakla ve iyileşmeye çalışmakla geçer. Çocuklarımıza iyi bakalım. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Tabi bir de hayvanlardan…
Ev sessiz ama huzurlu. Çıt çıkmıyor. Kitaplarım, bilgisayarım, köpeklerim, kedim, bahçem, çiçeklerim, mutfağımla evde olmak güzel şey. Aslında daha doğrusu ev değil yuva. Yuvam… Bu kelime bende bambaşka duygular uyandırıyor. Çocukken de evin içinde kendime yastıklardan, örtülerden gizli bir ev kurardım. Yuvam olurdu orası benim. Kendimi güvende hissettiğim bir yer. Sonrasında tüm evlerim hep o kartonlardan, yastık ve örtülerden kurduğum evler gibi oldu. Kutu gibi, sessiz, huzurlu… Bu nedenle evde yalnız kalmayı çok seviyorum öteden beri. Tek eksiğim çocuklarım ve eşim şu anda. Akşamı iple çekiyorum. Bir an evvel gelsinler de evim yuva olsun diye…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan pek çok şeyi unutsa da bazı anlar hep hatırlanır. Tıpkı benim doğup büyüdüğüm Ankara’da, Anıtkabir’i ilk ziyaretimi hiç unutmayışım gibi… Zihin anıları kaydederken o andaki duyguyu da kaydediyor bir yandan. Dolayısıyla oraya her gittiğinizde ya da her hatırladığınızda aynı duygu dolduruyor içinizi. Biliyorum ki tıpkı benim gibi çocuklarım da ileride bugünü hep anımsayacaklar. Hissettikleriyle birlikte…
İnsan yaşadığı çoğu anın farkında değildir. Ne yediğinin, ne içtiğinin, ne yürüdüğünün, ne çocuklarıyla ve ailesiyle olduğu anların. Hatta çoğu zaman seviştiği, okuduğu, izlediği anlarda dahi orada değildir. Zihni hep bir şeylerle meşgul olduğundan, yaşadığı neredeyse her anı kaçırır. Bedeni orada olsa bile zihni başka yerdedir. Yani ev sahibi o evde yoktur. Yaşamın sonuna geldiğinde çoğu insanın hiç yaşamamış gibi hissetmesinin nedeni de budur. Bir gece evvel komşumuzun bahçesinde dostlarla birlikte açık hava sineması ile çok güzel bir film izlerken bunları düşündüm. Freddy Mercury’nin hayatını izlerken kısa ama her anı gerçekten yaşanmış bir hayat mı yaşamaya değer bir hayattır yoksa uzun ama hiç yaşanmamış, her anı geçmişe ya da geleceğe dair bir düşünce ile kaybedilmiş bir hayat mı diye geçirdim içimden. Sonra ana odaklandım. O ana odaklandığınızda ve düşüncelerin gelip gitmesini izleyip tanık olduğunuzda oluşan içsel sessizlik insana huzur veren bir dinginlik ve hemen ardından neşe yaratıyor. Bize acı veren olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. İşte bu anlarda insan bunu daha iyi anlıyor… Bu güzel gece için çok teşekkürler @keyifliyim … İyi ki bir aradaydık. @senemkaleli @nebilozgenturk @nehir_o.o Hayat her anını gerçekten yaşadıkça ve dostlarınla paylaştıkça güzel…
İnsan yaşadığı çoğu anın farkında değildir. Ne yediğinin, ne içtiğinin, ne yürüdüğünün, ne çocuklarıyla ve ailesiyle olduğu anların. Hatta çoğu zaman seviştiği, okuduğu, izlediği anlarda dahi orada değildir. Zihni hep bir şeylerle meşgul olduğundan, yaşadığı neredeyse her anı kaçırır. Bedeni orada olsa bile zihni başka yerdedir. Yani ev sahibi o evde yoktur. Yaşamın sonuna geldiğinde çoğu insanın hiç yaşamamış gibi hissetmesinin nedeni de budur. Bir gece evvel komşumuzun bahçesinde dostlarla birlikte açık hava sineması ile çok güzel bir film izlerken bunları düşündüm. Freddy Mercury’nin hayatını izlerken kısa ama her anı gerçekten yaşanmış bir hayat mı yaşamaya değer bir hayattır yoksa uzun ama hiç yaşanmamış, her anı geçmişe ya da geleceğe dair bir düşünce ile kaybedilmiş bir hayat mı diye geçirdim içimden. Sonra ana odaklandım. O ana odaklandığınızda ve düşüncelerin gelip gitmesini izleyip tanık olduğunuzda oluşan içsel sessizlik insana huzur veren bir dinginlik ve hemen ardından neşe yaratıyor. Bize acı veren olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. İşte bu anlarda insan bunu daha iyi anlıyor… Bu güzel gece için çok teşekkürler @keyifliyim … İyi ki bir aradaydık. @senemkaleli @nebilozgenturk @nehir_o.o Hayat her anını gerçekten yaşadıkça ve dostlarınla paylaştıkça güzel…
İnsan yaşadığı çoğu anın farkında değildir. Ne yediğinin, ne içtiğinin, ne yürüdüğünün, ne çocuklarıyla ve ailesiyle olduğu anların. Hatta çoğu zaman seviştiği, okuduğu, izlediği anlarda dahi orada değildir. Zihni hep bir şeylerle meşgul olduğundan, yaşadığı neredeyse her anı kaçırır. Bedeni orada olsa bile zihni başka yerdedir. Yani ev sahibi o evde yoktur. Yaşamın sonuna geldiğinde çoğu insanın hiç yaşamamış gibi hissetmesinin nedeni de budur. Bir gece evvel komşumuzun bahçesinde dostlarla birlikte açık hava sineması ile çok güzel bir film izlerken bunları düşündüm. Freddy Mercury’nin hayatını izlerken kısa ama her anı gerçekten yaşanmış bir hayat mı yaşamaya değer bir hayattır yoksa uzun ama hiç yaşanmamış, her anı geçmişe ya da geleceğe dair bir düşünce ile kaybedilmiş bir hayat mı diye geçirdim içimden. Sonra ana odaklandım. O ana odaklandığınızda ve düşüncelerin gelip gitmesini izleyip tanık olduğunuzda oluşan içsel sessizlik insana huzur veren bir dinginlik ve hemen ardından neşe yaratıyor. Bize acı veren olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. İşte bu anlarda insan bunu daha iyi anlıyor… Bu güzel gece için çok teşekkürler @keyifliyim … İyi ki bir aradaydık. @senemkaleli @nebilozgenturk @nehir_o.o Hayat her anını gerçekten yaşadıkça ve dostlarınla paylaştıkça güzel…
İnsan yaşadığı çoğu anın farkında değildir. Ne yediğinin, ne içtiğinin, ne yürüdüğünün, ne çocuklarıyla ve ailesiyle olduğu anların. Hatta çoğu zaman seviştiği, okuduğu, izlediği anlarda dahi orada değildir. Zihni hep bir şeylerle meşgul olduğundan, yaşadığı neredeyse her anı kaçırır. Bedeni orada olsa bile zihni başka yerdedir. Yani ev sahibi o evde yoktur. Yaşamın sonuna geldiğinde çoğu insanın hiç yaşamamış gibi hissetmesinin nedeni de budur. Bir gece evvel komşumuzun bahçesinde dostlarla birlikte açık hava sineması ile çok güzel bir film izlerken bunları düşündüm. Freddy Mercury’nin hayatını izlerken kısa ama her anı gerçekten yaşanmış bir hayat mı yaşamaya değer bir hayattır yoksa uzun ama hiç yaşanmamış, her anı geçmişe ya da geleceğe dair bir düşünce ile kaybedilmiş bir hayat mı diye geçirdim içimden. Sonra ana odaklandım. O ana odaklandığınızda ve düşüncelerin gelip gitmesini izleyip tanık olduğunuzda oluşan içsel sessizlik insana huzur veren bir dinginlik ve hemen ardından neşe yaratıyor. Bize acı veren olaylar değil, onlar hakkındaki düşüncelerimizdir. İşte bu anlarda insan bunu daha iyi anlıyor… Bu güzel gece için çok teşekkürler @keyifliyim … İyi ki bir aradaydık. @senemkaleli @nebilozgenturk @nehir_o.o Hayat her anını gerçekten yaşadıkça ve dostlarınla paylaştıkça güzel…
Son dönemde neye hadi başlayalım desem hep aksilikler yaşandı. Son 15 gündür çocukların sağlık sorunları nedeniyle başladığımız çalışma da yarım kaldı. Ama bana her gün hadi devam edelim mesajları geliyor. Ben yarım kaldı ne yapacağım derken bu mesajlarla beraber hadi devam dedim kendi kendime. Hayat da öyle değil mi? Basen bir sağnak yağışa yakalanırsın, sırılsıklam olup bir köşeye sığınırsın ama yağmur durunca yoluna devam edersin. Elbette bu zorunlu arada kendi üzerimde çalışmaya da devam ettiğim için pek çok daha evvel fark etmediğim şey fark ettim. Her şey öyle aslında öyle birbiriyle ilintili ki. İçimdeki pek çok şeyi biliyorum, neyi neden yaptığımın farkındayım deseniz de bir bakıyorsunuz hiç ummadık bir sebep çıkıyor sizi hedefinize gitmekten alıkoyan. Sabote ettiriyor kendinizi kendinize. Her neyse. Konumuza dönelim. Maskemizin ardına bakacağız bugün. Kişilik sadece bir maskedir ve bizler pek çok maske takabiliriz. Oyunculukta hep aynı karakteri oynayan değil çok farklı karakterleri oynayan kişi iyi oyuncudur. Yaşam denilen sahnede iyi bir oyun çıkartmak pek çok farklı rolü hakkını vererek oynayabilmekten geçer. Ancak ne yazık ki insan hem oynadığı rolleri hem de kişilik özelliklerini gerçek zanneder. Ve bu özellikler onun pek çok şeye sahip olmasını engeller. Eğer siz ben utangaç biriyim diyorsanız toplum önünde konuşma yapmanızı gerektirecek bir iş yapamazsınız. Ve eğer hayaliniz bunu yapmanızı gerektiriyorsa ona asla sahip olamazsınız. Sırf bir düşünce yüzünden. Oysa her şey gibi kişilik özellikleri de değişir çünkü onlar birer anıdan kaynaklı düşüncelerdir sadece. Bugün defterinize istediğiniz şeyleri yazdıktan sonra karşılarına neden sahip olamadığınızı yazın. Ardından bu rolü ( istediğiniz belli bir rolü kapsıyor ) daha iyi oynamanızı sağlayacak 5 yeni davranış ve tavır yazın. Ve onları her gün yapmaya başlayın.
Ne büyük yanılgı mutluluğu bir şeylere sahip olmakla eşdeğer görmek. Daha büyük ev, daha çok para, daha çok eşya belki geçici mutluluk sağlar ama zihin anında daha fazlasını aramaya başlar. Gelir ve geçer o his bu yüzden. Gerçek mutluluk kişinin içinden gelir. Bir varoluş halidir o. Zihnin sustuğunda, sürekli yargılarda bulunup, kıyaslayan, eleştiren, bak yapamadın, onda var sende yok diyen, yetersiz bulan o ses kesildiğinde mutluluk hali otomatikten ortaya çıkar. Bu yüzden yoksulluk içinde yaşasa bile yüzleri gülen insanlar mutludur. Ver her şeyin daha fazla kıymetini bildikleri gibi daha fazla da tadına varırlar… Sabah içilen bir kahve, herkes uyurken duyumsanan o sessizlik… Bu yüzden paha biçilmezdir. Zira anda yaşamaya çalışan bir insan için bunlar mutluluk kaynağıdır…
Bir sabahın özeti… Ve ilk reels denemem… Çok da zor değilmiş…😂